Çalışma : Akıllı Telefonlar Tümör Riskini Arttırıyor Mu?

Çalışma : Akıllı Telefonlar Tümör Riskini Arttırıyor Mu?

Dünyada artık cep telefonu kullanmayan insan sayısı yok denecek kadar azdır. Cep Telefonu Radyasyonunun Biyolojik Etkileri Var Mı? Eğer Varsa Bu Etkiler Ne Düzeyde?

.

Amerika Ulusal Toksikoloji Programı’nda bilim insanları, cep telefonlarının, yaydıkları radyasyona bağlı olarak erkek sıçanlarda nadir görülen bir sinir tümörü olan “Schwannoma” riskini artıracağına dair bazı kanıtlar topladıklarını açıkladılar. Bunun ne anlama geldiği ve insana etkisinin olup olmadığı ise hala tartışmalara açık.

Cep telefonu kullanımı giderek artıyor, yaygın olarak kullanılan bu cihazların güvenliği ile ilgili soruları ise hala varlığını sürdürüyor. Bir veri inceleme ve araştırma şirketi olan comScore’dan gelen 2017 raporuna göre 13 yaşın üzerindeki Amerikalıların yaklaşık% 80’inde akıllı telefon var ve yetişkinler günde ortalama 3 saat telefonda zaman harcıyorlar.

Sıçanlarla yapılan çalışmada oluşan tümörler “Schwannoma “ olarak bilinen bir beyin tümörü varyantı. Ulusal Toksikoloji Programındaki  üst düzey bilim adamı ve baş araştırmacı John Bucher, dişi sıçanların erkek sıçanlara göre daha dirençli olduğunu, erkeklerin büyük bedenlerinin dişilerden daha fazla radyasyon emdiğini vurguladı.

Tümörler sıçanların kalbinde olduğundan bilim adamları bulguların ilgi çekici olduğunu belirtiyor çünkü daha önceki çalışmalar ağır cep telefonu kullanıcılarının iç kulaklarında schwannom görülme riskinin daha yüksek olduğunu kaydetmişti.

İnsanlarda, schwannomalar inanılmaz nadirdir ve çoğunlukla benignlerdir. (iyi huylu) Aslında sıçanlarda da nadir görülür. En çok radyasyona maruz kalan gruptaki hayvanlardan sadece% 6’sı bu tümörlere yakalandı.

Çalışmalarda ayrıca diğer biyolojik etkiler de bulundu.Örneğin radyasyona maruz kalan sıçanlardan doğan yavrular, maruz kalmamış hayvanlardan doğan yavruların ağırlığından daha azdı; ve bazı hayvanların dokularında DNA hasarı olduğuna dair kanıtlar görüldü, ancak Bucher kendisinin ve ekibinin bu sonuçların önemini tam olarak anlayamadığını söyledi.

Cep Telefonu Radyasyonunun Test Edilmesi

Bulgular, Ulusal Toksikoloji Programı’nın 10 yıllık ve 25 milyon dolarlık araştırmasından geliyor. Araştırmacılar bu programda radyasyon ile ilgili toksikoloji çalışmalarında iki temel soruya yanıt aradı:

 

 

 

 

  • Biyolojik etkileri olup olmadığı
  • Eğer öyleyse,hangi dozda bu etkileri yarattığı

 

 

 

 

İyonlaştırıcı radyasyonun (X-ışınları ve atom bombaları tarafından üretilen radyasyon çeşidi) canlıların zarar görmesine neden olabileceği iyi bilinmektedir. Ancak bilim adamları, çok daha zayıf iyonize olmayan radyasyonun – cep telefonları ve mikrodalgalarla salınan – herhangi bir hasara neden olup olamayacağını anlayamadılar. İnsanların en büyük çalışmalarında bile, bunu göstermek için olayı güçleştiren önemli sınırlar vardı.

Çalışmada cep telefonları tarafından yayılan aynı ışınımlara maruz kalan özel olarak tasarlanmış odalarda 3000’den fazla erkek-dişi sıçan ve fareler barındırıldı. Hayvanlar doğumlarından önce ve 2 yaşına kadar radyasyona maruz bırakıldı. (Not: 2 yaşındaki bir fare, 70 yaşındaki bir insanla aynı biyolojik yaştadır.)

 

 

 

 

 

Bucher, araştırmaları “radyoaktif ajanın şimdiye dek denendiği en kapsamlı ve teknik açıdan zorlu” çalışma olarak nitelendirdi.

 

 

 

 

Araştırmacılar, 2G ve 3G kablosuz ağlarda kullanılan aynı çeşit radyo frekanslı dalgaları test etti. (4G şebekelerinde, bunlar sesli arama yapmak ve metin göndermek için kullanılan dalgaların aynısıdır). Test edilen dozlar, tipik bir telefon görüşmesi sırasında insanların maruz kaldıkları miktardan daha yüksekti.

Araştırmacılar, radyasyonun biyolojik etkilere neden olup olmadığını öğrenmek için aşırı dozları test ettiklerini belirttiler. Vücut sıcaklıklarını tehlikeli bir şekilde artırmadan, hayvanlara maruz kalabilecekleri en yüksek radyasyon dozlarını seçtiler.

Eğitim Önemli

Sonunda, Bucher radyasyondan bazı biyolojik bulguları keşfettiklerini söyledi, ancak bu bulguların önemini hala tam anlamıyla kavrayamadıklarını da ekledi. Çalışmalar Mart ayında bilim insanları tarafından gözden geçirilecek. FDA gibi Federal ajanslar daha sonra bu çalışmaların neye zemin hazırlayacağını ve insanlar için ne anlama geleceğini konuşmak için toplanacaktır.

Bucher, gazetecilere yaptığı bir açıklamasında, çalışma bulgularına dayanarak cep telefonu alışkanlıklarını değiştirmeye çalışmadığını söyledi. “Sanırım herkes, radyasyonu zayıf bir kanserojen olarak sınıflandırıyor, aslında tamamen kanserojen” dedi.

FDA, bu bulguların cep telefon kullanımının güvenli olduğuna dair bir gelişme olduğunu belirtti. “Yetişkinlerden büyük çoğunluğunun telefonlarını sıklıkla günlük olarak kullanmasıyla bile, beyin tümörleri gibi olaylarda bir artış görmedik. Bu güncel bilgilere dayanarak, cep telefonları için geçerli olan güvenlik sınırlarının halk sağlığını korumak için kabul edilebilir olduğuna inanıyoruz “diyor FDA Cihaz ve Radyolojik Sağlık Merkezi Direktörü Jeffrey Shuren, MD

Yine de diğer uzmanlar, önceki araştırmalarla birlikte, elde edilen bu yeni bulgulara dikkat etme gerekliliğini söylüyor. Devra Davis, “Cep telefonundan yayılan radyasyondan DNA’ya sürekli zarar veren bazı çalışmalar da oldu” diyor. “Hayvan testleri, insanlardaki etkileri tahmin etmek için yapılır.” Davis, bir zamanlar Ulusal Toksikoloji Programı çalışmalarını inceleyen bir toksikolog. Halen, insanları cep telefonlarını kullanma riskleri konusunda eğitmek için çalışan Teton County, WY’deki kar amacı gütmeyen Çevre Sağlığı Vakfı’nı çalıştırıyor. Cep telefonlarından gelen radyasyonun DNA’yı değiştirebileceği gerçeğinin dikkatle ele alınması gerektiğini söyledi. “Mesafe, cep telefonlarıyla ilişkinizde önemlidir. Kısa mesafeler size daha çok doz veriyor” diyor. Telefonu bir kulaklıkla veya hoparlörle kullanmak daha güvenli .

Davis, insanların cep telefonlarını yanında taşımaya devam edip etmemeleri sorularına, “Uçak modunda yayılan radyasyona bakın ve siz karar verin” diye cevap verdi. Ebeveynlerin çocukların telefonla oynamalarına izin vermek konusunda özellikle ihtiyatlı olmaları gerekir. Çocukların büyüyen dokuları hasara karşı daha savunmasızdır. “Bu şeyleri çocuklar için oyuncak gibi düşünmekten vazgeçmeliyiz” diyor. “Bunlar çok tehlikeli.”

Son olarak, telefon kullanmak için en tehlikeli zamanın sinyalin zayıf olduğu zaman olduğunu söylüyor. “Telefonlar akıllıdırlar, bu yüzden ana kuleye bağlanmaya çalışmak için enerji sarfiyatlarını daha da artırırlar. Sinyal zayıf olduğunda yalnızca acil durum için kullanın” diyor Davis.

25 Görüntülemeler